Genellikle büyükler tek bir çocuk veya birden fazla çocuğu mallarının çok büyük bir kısmını ya da tamamını devrederken hem tapu harcı daha düşük çıksın diye hem de ileride iptal edilebileceğini düşünmedikleri için bu mal devrini para almasalar bile tapuda satış olarak göstermektedir. Durum böyle olunca muvazaa sebebi ile tapu iptal ve tescil davası her zaman açılabileceği gibi dava açan kişinin miras payının tamamı oranında iptal gerçekleşir.Tapu devrinde 2 önemli borç doğmaktadır. Bir taraf;malı teslim edip tapuda malı devrederken diğer taraf da aralarında anlaşılan satış bedelini devreden kişiye öder. Muvazaalı işlemlerde irade bozukluğu sebebi ile hukuki olarak işlem iptal edilebilmektedir.Burada mal devri sırasında malın bedeli ödenmediği için aslında kişi bağış yapma iradesinde iken satış yapmaktadır. Bu sebeple irada sakatlığından dolayı hakkı ihlal olan mirasçı bunu her zaman ileri sürebilmektedir.
Peki tapuda bağış olarak gösterilen devir için ne yapılabilir?
Öncelikle daha önce de belirttiğim gibi bir kişi yaşarken kendisine ait malı istediği gibi tasarruf etme hakkına sahiptir.Tenkis davalarında iptal edilen hisse örneğin bir çocuğun miras hissesinin yarısı kadar olan saklı payıdır.Muvazaa davalarından bu yönden de ayrılmaktadır. Bir diğer husus da tenkis davasının açılması için süre kısıtlamasıdır. Dava, saklı payın ihlal edildiğinin ve mirasçıların bunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde mirasbırakanın ölümünden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır.Burada da muvazaa davasından açıkça ayrılmaktadır.
Mirasbırakanın tek bir malı varsa ve bu malın tamamını 2 çocuğundan birine bağış olarak devretti ise tabi ki burada tenkis talebi diğer mal verilmeyen çocuğun miras hissesi yarısı olan saklı payı kadar olabilecektir. Fakat miras bırakanın birden fazla malı varsa bunları bağışladığı çocuk ya da 3. bir kişi bile olsa bir tane malını bağışlaması mirasçılarının saklı paylarını zedelemeyebilir. Bu sebeple işbu davalarda öncelikle miras bırakanın tüm terekesi dediğimiz arda kalan aktif ve pasif malvarlığı tam olarak tespit edilmelidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/7349 Esas , 2019/2405 Karar sayılı içtihadında aynen "Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Miras bırakanın TMK'nin 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır." denilmektedir. Ayrıca her saklı payı aşan tasarrufta miras bırakanın saklı payı zedeleme kastında olup olmadığının da davanın kabulü açısından ispatlanması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 11.11.1994 tarihli ve 1994/4 Esas, 1994/4 Karar sayılı kararı tenkis davalarında uygulanacak usulü çok iyi açıklamaktadır.Buna göre Mahkeme, öncelikle terekeyi ve sabit tenkis oranını belirlemeli; malın bölünemeyeceğini saptarsa bunu saptadıktan sonra davalıya tercih hakkını sormalı ve karar gününe/tercih tarihine yakın rayice göre bedele hükmetmelidir. Tenkise tabi olan mal sabit tenkis oranına göre aynen bölünemiyorsa, Türk Medeni Kanunu'nun 564. maddesi (eski MK m.506) gereğince davalıya tercih hakkı (malın kendisini verip vermeme veya bedelini ödeme) tanınır.Sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın nakden ödetilmesine karar verilirken, malın değeri ölüm gününe göre değil, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara/rayice göre belirlenir. Faiz başlangıcı da tercih hakkının kullanıldığı gün başlamaktadır.
Çok önemli bir husus da tenkis talep edilen mal satılmış ise TMK 1023 gereğince yeni maliğin iyiniyeti esas olduğundan iyiniyeti korunacaktır ve 3. kişilere karşı bu davalar açılmamalıdır.
Son derece teknik özelliklere tabi işbu davayı konusunda uzman olan olan bir avukattan yardım alarak açmanızı tavsiye ederim. Saygılarımla...
AVUKAT RABİA UNGANER
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için avukata danışmanız gerekir.